Türkiye pazarına 2016'nın Mart ayında açtığı ilk showroomu ile giriş yapan Lexus, sunduğu hizmetlerle kısa sürede farkını ortaya koyarak, lüksün tanımını değiştirmeye devam ediyor. 

Lexus şimdi de Türkiye’de yeni hizmeti olan “Satın Alma Garantisi”ni başlatıyor. Dünyanın en iyi otomobillerini üretmek felsefesiyle yola çıkan Lexus, Türkiye'de premium segmente bambaşka bir bakış açısı getirdi. 

Lexus, hem otomobilleriyle hem de sunduğu hizmetlerle müşterilerine “Lexus ayrıcalığını” göstermeye devam ediyor. Çalışma ilkesini premium sınıf üzeri hizmet anlayışı ile sürdüren Lexus, bu anlayışını Türkiye’de de uyguluyor. 

Maslak’ta açılan showroomda çalışma saatleri dışında da randevuyla 7 gün/24 saat hizmet vererek, yoğun programa sahip kişilerin de vakitlerini verimli bir şekilde kullanmalarına ve mesai saatleri dışında da hizmet almalarına imkan sağlıyor. 

Lexus showroomunu istediği zaman randevuyla ziyaret edebilen müşteriler, dilediklerinde test sürüşü de gerçekleştirebiliyorlar. Markanın diğer hizmetlerinden biri de, her müşterinin özel bir danışmanının olması. Müşteriler otomobil ile ilgili her türlü ihtiyacında bireysel danışmanlarına rahatlıkla ulaşabiliyorlar. 

İhtiyaç olması halinde müşterilerinin olduğu yere helikopter ile teknisyen de gönderebilen Lexus, aynı zamanda müşterilerine özel TIR’lar ile araç transferi hizmeti de sağlıyor. Böylece Lexus sahipleri yurtiçinde herhangi bir şehre uçakla seyahat ederken, otomobilinin TIR ile bulunduğu yere gönderilmesi sayesinde aracının keyfini sonuna kadar çıkarıyor. 

Lexus markasının yaklaşık 6 ay gibi kısa bir süre içerisinde premium araç kullanıcıları tarafından ilgiyle takip edilmeye başlandığını söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Ali Haydar Bozkurt, "Lexus, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de satılmaya başlandığından bu yana hayranlık uyandıran bir marka oldu. Beklediğimizin üzerinde ilgiyle karşılaştık. Mart ayında Maslak showroomumuzla Türkiye satışlarına başladık. Nisan ayında ise İstinye Park’ta da “Pop-Up” mağazamızın açılışını yaptık. 

Her iki noktada da test sürüşü imkanı sunuyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye’nin 60’a yakın noktasında satış sonrası hizmeti veriyoruz. Müşterilerimiz, Türkiye’nin her yerinde rahatlıkla satış sonrası hizmetini alabiliyor. Bu premium segmentte yer alan diğer markalarda göremeyeceğiniz bir özelliktir. 

Bunun yanı sıra yedek parça bulunurluğu konusunda da hiçbir sıkıntımız yok. Şu anda satılan tüm modellerimizin yedek parçaları depolarımızda bulunuyor ve ihtiyaç durumunda depoda olmasa bile en geç 1 hafta içerisinde gerekli parçayı tedarik etme gücüne sahibiz. 

Lexus bir ayrıcalıktır ve biz de bu ayrıcalıklı hizmetlere yenilerini ekliyoruz” dedi. Lexus’un ikinci el pazarında da değer bulan bir marka olduğunu ifade eden Ali Haydar Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti: “Lexus müşterileri hiçbir zaman mağdur olmayacak. Biz aynı zamanda Lexus'un yüksek ikinci el değerine güvendiğimizi, getireceğimiz yeni bir hizmetle de gösteriyoruz. 

Oldukça geniş bir hizmet yelpazesi sunan Lexus markamızda, şimdi de premium segmentte Satın Alma Garantisi’ni uygulamaya geçiriyoruz. Sattığımız Lexus modellerini, araç kullanımına ve yılına bağlı olarak belli bir oran değerinde geri alacağız. 

O günkü güncel fiyat üzerinden bir yaşındaki araç için %80, iki yaşındaki araç için %70, üç yaşındaki araç için de %60 olacak şekilde geri alım fiyatı belirleyeceğiz. 
Bu oranı Türkiye’de yıllardır pazarda olan muadil araçların ikinci el fiyatlarını baz alarak oluşturduk. Pazara yeni giren bir marka olduğumuz için, müşterilerimizin kafalarındaki soru işaretlerini gidermek adına böyle bir uygulama başlatıyoruz. 

Böylece markamıza güvenen müşterilerimizin otomobillerini avantajlı fiyatlarla değerlendirmelerine imkan sağlamış olacağız.” Lexus markasının yüksek ikinci el değerinin altını çizen Ali Haydar Bozkurt, "Lexus markasının dünya çapında yüksek memnuniyete sahip olması, uzun yıllar hiçbir sorun çıkarmadan kullanılması, kalitesi ve her zaman dikkat çekici tasarıma sahip olması, otomobillerinin ikinci elde de değerini kaybetmemesini sağlıyor” dedi. 

En çok araç İstanbul'da satıldı İlk showroomunu İstanbul Maslak'ta açan Lexus, ardından “Pop-Up” mağazasının açılışını da dünya markaları arasındaki İstinye Park'ın Meydan alanında yaptı. 

İstanbul, Lexus satışlarında ilk sırayı elde eden il oldu. İstanbul'un ardından Lexus modellerine en çok ilgi gösteren iller sırasıyla Bursa ve Ankara oldu. Bununla birlikte Adana, Muğla, Eskişehir, Sakarya ve Tekirdağ'da da Lexus satışı yapıldı. 

İlk birkaç yılı Lexus markasının Türkiye’de bilinirliğini arttırmaya ayırdıklarını ifade eden Bozkurt.”Hedefimiz satıştan ziyade, markamızı müşterilerimize doğru anlatmak. Beşinci yılın sonunda yılda 1.000 adet ve üzeri satışa ulaşmayı hedefliyoruz” dedi. 

Türkiye'nin her yerinde daha yaygın bir satış ağı kurmak üzerine çalışmalar yapan Lexus, aynı zamanda değişik illerde bu farkı yaşamak isteyenler için de çeşitli organizasyonlar düzenliyor ve Lexus ile ilgilenenlere İstanbul dışında da test sürüşü imkanı sağlıyor. 

Mart ayından itibaren resmi olarak Türkiye'de satışlarına başlanan Lexus’un, en çok ilgi gören modeli RX oldu. Lüks SUV RX modelini Lexus’un lüks crossover modeli olan NX ve lüks sedan modeli olan GS takip etti. 

Avrupa'da rekor yükseliş Lüks otomobilleriyle süper premium pazarına hitap eden Lexus, 2016’nın ilk altı ayında Avrupa’da 36 bin 405 adetlik satışa ulaşarak yeni bir rekora imza attı. Bu satış rakamına göre Lexus, 2015’in ilk yarısına göre yüzde 16’lık artış göstererek premium pazardan daha büyük bir büyüme kaydetti. 

Aynı zamanda bu yüksek satış başarısı lüks hibrit segmentindeki liderliğini devam ettirdi. Tamamen yeni dördüncü jenerasyon RX ile yüzde 123 artış göstererek 8 bin 815 adetlik satış elde ederken Avrupa'da ürün yelpazesi arasında en çok satan model olan NX ise 12 bin 689 adetlik satışa ulaştı. 

2016 yılının başında satışa sunulan RC ise 972 adetlik satışla güçlü bir performans sergiledi. Hibrit konusunda dünyanın lideri teknolojilerini üreten ve yenilerini tanıtmaya devam eden Lexus'un hibrit modelleri, Batı Avrupa'da büyük bir üstünlüğe sahip. Satılan araçların yüzde 98'i hibrit olurken Lexus Avrupa'nın toplam satışlarının ise yaklaşık üçte ikisini hibrit modelleri oluşturuyor. 

Lexus markası, 2016'nın ilk yarısında global olarak da büyümeyi başardı. Çin'de ve Japonya'da yüzde 26, Doğu Asya'da yüzde 19 ve Latin Amerika'da yüzde 37 büyüme kaydeden Lexus, 2016'nın ilk yarısında toplam satışlarında ise 319 bin 275 adet araçla yüzde 5'lik bir artış gerçekleştirdi. 

Lexus'un 2016'nın ilk 6 ayında en büyük pazarı ise bir kez daha Amerika oldu. 125 bin 82 adet satış gerçekleşen Amerika'yı 37 bin 415 ile Çin ve 23 bin 855 ile Japonya izliyor. Avrupa'da en çok Lexus tercih eden ülke ise 9 bin 473 adetlik satış gerçekleştiren Rusya olarak dikkat çekiyor. Lexus ödülleri toplamaya devam ediyor 

Dünyanın en iyi otomobillerini üreten Lexus, sahip olduğu kaliteli üretim süreci, ürün kalitesi ve satış sonrası hizmetlerle de birçok ödül almaya devam ediyor. Dünyanın en sorunsuz otomobillerin üreticisi olarak gösterilen Lexus, gerçek kullanıcılar, bağımsız araştırma şirketleri ve tasarımcılar tarafından birçok ödülle taçlandırıldı. 

Lexus'un aldığı ödüller, otomobillerinin kalitesini ve müşteri memnuniyetini açıkça yansıtıyor. İngiltere'de lastik güvenliği konusunda 2016 Yılın Otomobil Üreticisi Ödülü’nü alan Lexus, aynı zamanda Autocar Ödülleri'nde IS ile Yılın 2. El Otomobili ödülünü kazandı. 

50 bin gerçek otomobil kullanıcısı arasında yapılan Auto Express 2016 Driver Power Survey araştırmasında da Lexus, dayanıklılık, üretim kalitesi, yol tutuş, sürüş performansı ve kullanım maliyetleriyle birinci seçildi. 

JD Power tarafından yapılan müşteri memnuniyeti araştırmalarında ise, 11 yıl birinci sırada yer alan Lexus, Amerika’da da 5 yıldır üst üste en sorunsuz marka unvanını kazandı. 

Güvenilirlik konusunda dikkatleri üzerine çeken Lexus, “2016 Driver Power Survey” araştırma sonuçlarına göre “En Konforlu Koltuklar” kategorisinde de RX modeli ile ilk sırada yer alarak her açıdan özel modeller ürettiğini bir kez daha kanıtladı. 

Lexus tasarım konusunda da birçok ödüle layık görülmeye devam ediyor. Lexus'un 2016 Detroit Motor Show'da dünya prömiyerini gerçekleştirdiği LC 500 modeli, fuarın en çok dikkat çeken tasarımlarına verilen “EyesOn Design” ödülünü aldı. 

Atletik tasarımıyla Lexus için yeni bir çağı temsil eden LC 500, "En İyi Üretim Otomobili Ödülü"nü kazandı. LC 500’ün herkes tarafından beğenilen dış görünüşünün yanı sıra iç tasarımı da "En İyi Kabin Tasarımı" ödülüyle taçlandırıldı.

DHL Freight, klasik otomobil tutkunları için efsane olan Morgan Plus 4’ü özel taşıma yöntemleri ile Türkiye’ye getirdi. 

Bir Türk iş adamının siparişi üzerine üretilen lüks araç, Avusturya’dan İstanbul’a, dört günde taşındı. Karayolu taşımacığılının lider markalarından DHL Freight, özel olarak hazırlanan tırıyla, klasik otomobil deyince ilk akla gelen modellerden Morgan Plus 4’ü Türkiye’ye getirdi. 

Araç, el yapımı lüks otomobilleriyle ünlü İngiliz markası Morgan Motor Company tarafından, bir Türk iş adamının isteği üzerine üretildi. Plus 4’ün yolculuğu, montajının yapıldığı Avusturya’dan başladı. 

DHL Freight Ankara Şubesi tarafından gerçekleştirilen operasyonla otomobil, DHL Freight tırlarıyla, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan’dan geçerek İstanbul’a getirildi. 

Klasik otomobilin yolculuğu tam dört gün sürdü. Lüks ve klasik araba tutkunlarının yakından tanıdığı Morgan Motor Company, 1909 yılında kuruldu ve halihazirda İngiltere’nin el yapımı otomobil üreten yegane aile şirketi. 
100 yılı aşkın süredir, hep aynı teknikle ve sınırlı sayıda araç üreten markanın efsaneleşen modellerinden biri de, 1950’li yillarda üretilmeye başlanan Morgan Plus 4. Türkiye’ye getirilen bej renkli, özel sipariş Plus 4’ün de dış birleştirme parçalarının tamamı el yapımı, deri koltukları da el dikimi. 

DHL Freight Güneydoğu Avrupa Bölge Direktörü Selçuk Boztepe, lüks araç taşıma konusunda uzun yıllara dayanan bir deneyime sahip olduklarını belirterek, bu kıymetli otomobili Türkiye’ye getiren tır şoförünün de araç taşımacılığı konusunda tecrübeli bir isim olduğunu vurguladı. 

Plus 4’ü Avusturya-Türkiye hattında taşımak için kullandıkları tırı özel olarak hazırladıklarını belirten Boztepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aracın en ufak bir zarar görmemesi için her türlü önlemi aldık, en ince ayrıntıları dahi düşündük. Otomobilin taşındığı DHL Freight tırıbu tür özel araç taşımaya uygun. 

Aracın sarsıntılardan etkilenmemesi için özel aparatlar hazırladık ve Plus 4’ü lastiklerinden ve kasasından bu araçlarla tıra sabitledik. Her türlü tedbiri almamıza karşın özel bir yol kaskosu da yaptırdık. Avusturya-Türkiye arasında dört gün süren bir yolculuk sonunda bu değerli aracı sahibine teslim ettik.”

Keskinleşen tasarımı, yeni güvenlik donanımları ve azalan yakıt tüketimi ile yenilenen Mercedes-Benz CLA Türkiye’de satışa sunuldu. 

89 g/km’lik CO2 emisyon salınım değeriyle Mercedes-Benz CLA verimlilik şampiyonluğunu ilan ediyor. Dört silindirli turbo AMG motoru ile 2014 ve 2015 yılında 1,8 - 2,0 litre sınıfında “Yılın Motoru” ödülünü alan otomobil, Mercedes-AMG CLA 45 4MATIC versiyonunda sunduğu yüksek performans özelliği ile bir kez daha kendi sınıfında öne çıkıyor. 

Yeni tamponlar, standart olarak sunulan parlak siyah renkli elmas görünümlü ön ızgara ve yeni hafif alaşım jantlarıyla sportif tasarımı daha da ön plana çıkarılan yeni Mercedes-Benz CLA Türkiye’de satışa sunuldu. 

Sadece dış tasarımda değil iç tasarımda da birçok yenilik ile sürücü ve beraberindeki yolcuları karşılayan Mercedes-Benz CLA, yeni koltuk döşemeleri, iç süslemeler ve krom kumanda elemanlarının yanı sıra LED yüksek performanslı farlar, HANDS-FREE ACCESS ve gelişmiş akıllı telefon entegrasyonu gibi özellikler ile konfor ve güvenliği bir üst seviyeye çıkartma imkanı sunuyor. 

109 PS / 80 kW gücündeki CLA 180 d BlueEFFICIENCY Edition, 89 g/km’lik CO2 emisyon salınım değeriyle verimlilik şampiyonluğunu ilan ediyor. 

Coupé ve Shooting Brake olarak sunulan Mercedes-AMG CLA 45 4MATIC modelleri ise sadece tasarımlarıyla çok daha dinamik bir görünüm sunmakla kalmıyor, aynı zamanda 381 PS (280 kW) güç ve 475 Nm tork değerleri ile sınıfının en yüksek performanslı otomobilleri olarak öne çıkıyor. Yenilenen CLA güçlü ve sportif tasarım çizgileriyle son derece özgün ve dinamik bir görsel şölen ortaya koyuyor. 

Ayrıca CLA Shooting Brake direksiz yan camları ile coupé karakteri sergilerken aynı zamanda bir station wagon otomobilin sahip olduğu geniş fonksiyon ve kullanım alanı ile de bu sınıfta benzersiz bir yapı sunuyor. 

Mercedes-Benz tasarımcıları yenileme kapsamında CLA modelinin tasarımını büyük bir titizlikle ele aldılar ve daha da keskin hale getirdiler. Yenilenen CLA’nın tüm versiyonlarında parlak siyah renkli elmas görünümlü ön ızgara artık standart olarak sunuluyor. 


Ön tampona entegre edilen gümüş, siyah veya krom alternatiflerine sahip yeni çıta ile kalite algısı daha da yükseliyor. Arka tamponu ise egzoz yuvalarının arasına entegre edilen krom veya siyah (Gece Paketi’nde sunuluyor) renkli çıta süslüyor. Tampona entegre edilmiş olan egzoz çıkışları daha geniş bir görünüm sunarken aynı zamanda birçok detay ile birlikte kalite algısını da yükseltiyor. 

Yeni metalik kavansit mavisi ile renk çeşitliliği daha da arttırılıyor ve yeni jant alternatifleri sunuluyor. AMG tasarım konseptine özel siyah veya titan gri ana renk ile parlak tornalanmış yeni 5 kollu alaşım jant da dahil her biri 18 inç 5 farklı hafif alaşım jant alternatifi bulunuyor. Mercedes-Benz CLA, diğer modellerde yeni kullanılmaya başlanan birçok yardımcı ve güvenlik donanımları ile yollara çıkıyor. 

Standart olarak sunulan ve önden çarpmaya karşı sürücüyü görsel ve işitsel olarak uyaran ve olası bir çarpmayı engellemek üzere otonom olarak fren yapan aktif fren yardımcısı da (daha önce COLLISION PREVENTION ASSIST PLUS olarak adlandırılıyordu) bu özelliler arasında. 

Bir diğeri ise farklı sürüş modlarına sahip, sürücüye tek bir düğme hareketi ile sürüş stilini belirleme imkanı sunan DYNAMIC SELECT özelliği. Bu özellik ile seçilen sürüş moduna bağlı olarak motor, şanzıman ve direksiyon karakteristiği değişiyor. 

Ayrıca12 farklı renk alternatifi ile yaşam alanını kişiselleştirme olanağı sunan ambiyans aydınlatması da yenilenen CLA’da sunulmaya başlandı. 

Yeni iç mekan: daha zarif ekran, yeni süslemeler ve krom kumanda elemanları Yeni koltuk döşemeleri, yeni süslemeler ve krom kumanda elemanları CLA’nın iç mekanının kalite algısını daha da yükseltiyor. 

İç mekandaki en önemli yenilik olarak çok daha ince ve zarif bir tasarıma sahip, yeni bir ön camla donatılan ve konsoldan bağımsız duran 8 inç büyüklüğündeki merkezi medya ekranı öne çıkıyor. Yeni kadranlı ve kırmızı ibreli gösterge paneli sadece daha şık bir görünüm sunmakla kalmıyor, aynı zamanda daha okunaklı yapısıyla sürücünün kullanımını kolaylaştırıyor. 

AMG paketli otomobillerde standart olarak sunulan kapı döşemelerine entegre, elektrikli ve hafızalı ön koltuklara ait gümüş krom kumanda elemanları ve çerçevesi kadar orta konsoldaki saklama gözünün krom çerçevesi de detaya gösterilen özenin yansıması niteliğinde. 

Dokuma desenli yeni iç süslemeler, mat siyah dişbudak ağacı (exclusive paketi ile birlikte), siyah DINAMICA mikrofiber (AMG tasarım konsepti ile birlikte isteğe bağlı olarak) ve petek dokulu alüminyum gibi iç süsleme seçenekleri görsel bir şöleni beraberinde getiriyor. 

Exclusive paketi ile birlikte isteğe bağlı olarak sahra beji/siyah renk kombinasyonunda yeni deri döşemeler sunulurken, Urban paketinde ise kristal grisi veya siyah ARTICO suni deri ile Maringa kumaş kombinasyonlu döşemeler sunuluyor. 

Tercihini siyahtan yana kullananlar için beyaz veya mavi desen alternatifleri de mevcut. Donanım: Standart olarak sunulan yüksek performanslı LED farlar Yenilenen CLA modelinde yüksek performanslı LED farlar standart olarak sunuluyor. 

Söz konusu farlar Xenon ile kıyaslandığında gün ışığına çok daha yakın bir aydınlatma sağlıyor ve bu özelliği ile gece sürüşlerinde sürücüyü daha az yoruyor. Kısa hüzmeli farlarda sadece 34W enerji tüketen farlar, LED teknolojisi sayesinde Xenon ile kıyaslandığında yaklaşık yüzde 60 ve halojen ile kıyaslandığında yüzde 70 daha az enerji tüketiyor. 

Kısa hüzmeli farlar LED projeksiyon teknolojisini kullanırken, uzun farlar ise yansıtma teknolojisini kullanıyor. Sinyal lambaları, gündüz farları ve park lambaları çok fonksiyonlu yapıya entegre edilirken, yine bu yapı “Coming Home” fonksiyonunu da yerine getiriyor. 

Kullanılan LED teknolojisi sayesinde araç kullanımı boyunca herhangi bir ampul değişimine gerek kalmıyor. Yüksek performanslı LED far donanımı ile birlikte seviye ayarlı arka stop lambaları da devreye giriyor. 

Arkadan gelen sürücüyü rahatsız etmemek için sistem seviye ayarı yapıyor ve gündüz, gece sürüşü ve gece park olmak üzere fren lambalarının ve sinyal lambalarının gücünü 3 kademe olarak ayarlıyor. İsteğe bağlı donanım listesinde yer alan HANDS-FREE ACCESS kullanım kolaylığı sağlıyor ve özellikle bagaj erişimini kolaylaştırıyor. 

Yeni CLA sahipleri, elleriyle dokunmadan bagaj kapağını açabiliyorlar; bunun için arka tamponun altına doğru ayaklarını uzatmaları yeterli. HANDS-FREE ACCESS donanımına aynı zamanda KEYLESS-GO Konfor Paketi kapsamında sahip olunabiliyor. 

 İsteğe bağlı olarak sunulan gelişmiş akıllı telefon entegrasyonu sayesinde Apple CarPlay® üzerinden iPhone®, Android Auto™ üzerinden Android akıllı telefonlar araca entegre edilebiliyor. 

Sesli komut imkanı tanıyan sistem ile kullanıcı aynı zamanda arzu ettiği telefon fonksiyonlarını araç kumanda elemanlarıyla kontrol edebiliyor. Böylece sürüş güvenliğini tehdit etmeden telefonunu güvenle kullanabiliyor. 

Daha önce isteğe bağlı olarak kullanıma sunulan Konfor-Telefon özelliğine ek olarak Universal-Telefon-Paketi’nde bir adet akıllı telefon tutucu ile çakmak soketi ve mikro USB soketine sahip iki adet şarj kablosu bulunuyor. LTE uyumlu telefonun harici antene bağlantısı ise kendiliğinden gerçekleşiyor.  

Motor: 89 g /km CO2 değeriyle yeni verimlilik şampiyonu Sadece 6 ileri oranlı manuel şanzımanla kombine edilen 109 PS (80 kW) güce sahip CLA 180 d BlueEFFICIENCY Edition verimlilik şampiyonluğunu ilan ediyor. 

Yakıt tüketimini düşüren önlemler ve etkin aerodinamik gövde sayesinde CLA ve CLA Shooting Brake 3,5 ve 3,6 lt/100 km’lik NEFZ-ortalama tüketim değerine ve 89 ve 94 g/km CO2 emisyon değerine imza atıyor. 

Tercihini dört tekerlekten çekişten yana kullanmak isteyenler için yeni CLA 220 4MATIC devreye giriyor. 1.991 cc hacimli dört silindirli benzinli motor 184 PS (135 kW) güç üretiyor ve gücünü 7G-DCT şanzımanla tekerleklere aktarıyor.
Konforlu sürüşü, üstün güvenlik özellikleriyle sınıfının en çok beğenilen modeli olan Volkswagen Caddy, Eylül ayına özel avantajlı fiyatlarla satışa sunuluyor. 

Kampanya süresince Trendline donanıma sahip Caddy 2.0 TDI 102 PS 67 bin 740 TL’den başlayan anahtar teslim fiyatıyla satın alınabiliyor. 

Volkswagen Ticari Araç, Caddy modelini Eylül ayına özel olarak avantajlı fiyatlarla alma imkanı sunuyor. 2 litrelik TDI 102 PS motora sahip, Trendline, Comfortline ve Exclusive olmak üzere üç farklı donanım seviyesine sahip Caddy hem manuel, hem de DSG otomatik şanzımanla alınabiliyor. 
Eylül ayı boyunca devam edecek kampanya süresince, Caddy 2.0 TDI 102 PS Trendline versiyona 67 bin 740 TL’den, Caddy Maxi Van 2.0 TDI 102 PS’e ise 54 bin 700 TL’den başlayan anahtar teslim fiyatlarıyla satışa sunuluyor. 

Kendine özgü, karakteristik tasarımıyla dinamik bir görünüşe sahip Caddy, standart olarak sunulan özellikleriyle de sınıfının en iddialı modeli. 

 Sürüş hareketlerinde yorgunluk tespit ettiği anda sürücüyü yolculuğa ara vermesi konusunda hem görsel hem de sesli olarak uyaran ‘Yorgunluk Tespit Sistemi’nin standart olarak sunulduğu Caddy’de ayrıca, ‘İkincil çarpışma önleme asistanı’ da standart. 

Bilgi ve eğlence sistemleri konusunda da ayrıcalıklı olan Caddy’de, standart olarak sunulan, renkli 5" dokunmatik ekran üzerinden radyo kontrolü sağlanıyor. MP3 ve WMA uyumlu CD çalar, harici SD kart/AUX-in/USB desteği ile istenilen kaynaktan müzik dinleme keyfi sunuyor. Bluetooth özelliği cep telefonu veya tabletlerde bulunan müziklere erişim sağlarken telefon görüşmeleri de güvenli bir şekilde rahatlıkla gerçekleştirilebiliyor.

Audi mühendisleri, sürüş boyunca sürücüsünü ve yolcuların sağlık durumunu tarayan, gerek gördüğünde masaj yapan, iç aydınlatmayı veya havalandırmayı ayarlayan otomobiller üretmek için kolları sıvadı. 

Audi, Audi Fit Driver ile otomobilleri küçük bir sağlık merkezine çevirerek, sürücü ve yolcuları otomobilden ilk bindiklerinden daha sağlıklı inmelerini amaçlıyor Fiziksel sağlık ve fitness, günümüzde insanların hayatında tarihte hiç olmadığı kadar önemli bir yer tutuyor. 

Audi de geleceğin otomobillerinde, sürücülerin ve yolcuların otomobilde geçirdikleri zamanı daha sağlıklı geçirmeleri, fitness için kaybettikleri zamanı otomobilde telafi etmek amacıyla bir çalışma başlattı. 
Otomotiv sağlığı geleceğin iş kolu olacak Audi, otomotiv sektörünün farklı iş kolları ile bir araya gelerek kullanıcıların günlük yaşamını otomobilleri içindeyken de kolaylaştırmak amacı ile farklı bir çok projeye imza attı ve atmaya da devam ediyor. 

Bunun son örneği olarak, Almanya’nın başkenti Berlin’de sağlık sektöründe dijital inovasyon için araştırmalar yapan Flying Health Incubator adlı şirkete ortak olarak, gelecekte yeni bir iş kolu olması beklenen “otomotiv sağlığı” konusunda da öncülüğü hedefledi. 

 Trafik güvenliğini de artırıyor Flying Health Incubator şirketiyle ortak araştırmalar yapan Audi mühendislerinin hedefi, şimdilik sadece konsept araçlarda kullanılan sürücünün ve yolcunun fiziksel durumunu ve sağlığını sürekli tarayan sistemleri geleceğin otomobillerinde gerçeğe dönüştürmek. 

Bu kapsamda geliştirilen Audi Fit Driver sistemi, sürücünün ve yolcuların otomobile bindiklerinden daha sağlıklı ve daha rahatlamış inmelerini amaçlıyor. Sistemin böylece, sürücülerin daha konforlu ve stressiz araç kullanımı ve bu yolla trafik ve yol güvenliğinin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. 

Ruh haline göre rahatlatıcı veya canlandıran müzik Audi Fit Driver sistemi, sürücü veya yolcuların hayati belirtilerini, otomobil içindeki sensörler ve kol saati gibi taşınabilen bir cihaz yardımıyla sürekli kontrol ediyor. 

Bu sensörlerden aldığı verilerden hareketle gerek görüldüğünde de koltuklardaki masaj özelliğini çalıştırıyor, yolcu veya sürücülerin ruh halini canlandırmak veya rahatlatmak için uygun müzikleri çalıyor. İç aydınlatmayı duruma göre artırıyor veya azaltıyor. 

Araç içi sıcaklığı düzenliyor. Hala geliştirme aşamasında olan sistem ile de sürücünün aracı kontrol edemeyeceğine karar veren sistem, aracı otomatikman kontrollü bir şekilde sağa çekiyor.

Opel’in yeni elektrikli otomobili Ampera-e 1-16 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek Paris Otomobil Fuarı’nda meraklılarıyla buluşacak. 

Sıfır emisyon değeriyle çevreci kimliğini ortaya koyan Ampera-e, 360 nm tork ve 206 hp gücüyle de yüksek performans vaad ediyor. 

Opel mühendislerinin batarya teknolojilerinde kat ettiği önemli mesafeler sayesinde çoğu elektrikli otomobillerden daha uzun menzile de sahip. 

Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik “Ampera-e, elektrikli ulaşımın artık geniş kitlelere yayılma zamanının geldiğinin bir kanıtı” dedi ve ekledi:
 “Ampera-e sürdürülebilirlik ile sürüş keyfinin nasıl bir bütünlük oluşturabileceğini gösteriyor. Güçlü elektrikli motoru sürüşü gerçek bir keyfe dönüştürüyor.” 360 nm tork ve 204 hp güç ile donatılan Ampera-e 0’dan 50 km’ye sadece 3,2 saniyede ulaşıyor. 

Bu değer 80-120 km arasında ise sadece 4,5 saniye. Bu değerler ile Ampera-e neredeyse Opel’in sportif OPC modelleri kadar performans sergiliyor. Ampera-e’nin maksimum hız değeri ise saatte 150 km. Ampera-e’nin batarya grubu düz şekilde otomobilin tabanına yerleştirilmiş. 

Bu düzen aracın içinde beş yolcunun rahatlıkla seyahat edebileceği ferah bir yaşam alanı sunarken kompakt sınıf otomobilleriyle yarışabilecek bagaj kapasitesine de yer sağlıyor.

Skoda yeni modelleriyle olduğu kadar yeni üretim ve lojistik teknolojileriyle de öncü olmaya devam ediyor. 

Geleceğin yenilikçi teknolojilerine odaklanan Çek marka, yeni akıllı eldivenleriyle endüstride devrim yapmaya hazırlanıyor. Skoda, ProGlove isimli eldivenleri kullanarak lojistik alanındaki çalışmalarını daha verimli ve kusursuz hale getiriyor. 

Üreticilerin başarılı olmasında büyük önem taşıyan lojistik alanı için her geçen gün yenilikçi teknolojilere odaklanan Skoda, akıllı eldivenleriyle daha hızlı, daha verimli ve hatasız bir süreç başlatıyor. ProGlove akıllı eldivenleri, dijitalleşmenin fabrikaya uygulanmasının adımlarından biri olarak dikkat çekiyor. 

Üzerinde özel bir tarayıcıya sahip olan eldivenler, seri üretimlerde de Skoda’ya daha fazla hız kazandıracak. Giyilmesi son derece kolay olan eldivenler, günlük işlerin daha çabuk yapılmasını sağlıyor. 
Eldiven doğru parçanın kullanılıp kullanılmadığını gösterirken, üretim süreçlerinin de doğru takip edilmesini garantiliyor. 

Geleneksel tarayıcılar gibi bilgi toplayan eldivenin en büyük farkı sadece basit bir hareketle ve herhangi ek bir cihaz gerektirmeden bilgi toplayabilmesi. 

Dikey ve yatay olarak kodları okuyabilen eldiven, çalışan sesli veya titreşimli olarak uyararak parçanın doğruluğunu onaylıyor.

Nissan’ın operasyonel filo kiralama hizmeti Carbook, dünyanın en büyük filo kiralama şirketi LeasePlan ile tecrübelerini ve güçlerini birleştirip uzun süreli bir işbirliğine gidiyor. 

 Japon otomobil devi Nissan, Türkiye’deki sürdürülebilir büyümesini operasyonel kiralama sektörüne taşıyor. KOBİ ve kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirilen proje ile Carbook markasıyla filo kiralama sektöründe rekabetçi bir ürün sunuyor. 

Carbook Operasyonel Filo Kiralama, ürün ve hizmetler bütünü ile farklı mesleklerin araç kullanımı, araç parkı yönetimi ve finansman ihtiyaçlarına cevap verecek. 

Nissan’ın rekabetçi ürün gamı ile LeasePlan’ın 50 yılı aşkın tecrübesini ve operasyonel gücünü bir araya getiren işbirliği, araç kullanıcılarına alternatif çözümler üreterek sektöre yenilikçi bir yaklaşım getiriyor. 

Müşterilerine operasyonların her noktasında kolaylık sağlamayı ilke edinen Carbook Filo Kiralama, Nissan bayileri vasıtasıyla Türkiye’nin dört bir yanındaki kullanıcılara ulaşmayı hedefliyor. 

Carbook Operasyonel Filo Kiralama, müşterilerine araç sahibi olmanın tüm avantajlarının yanında kiralama hizmetinin sunduğu ilave avantajlara da sahip olma fırsatı tanıyacak. 

Tüm Türkiye’de aynı kalitede hizmet anlayışıyla yola çıkan Carbook Operasyonel Filo Kiralama, müşterilerine danışmanlık yaparak kiralanacak araç sayısını, modelini, motor ve donanım özelliklerini belirlemede yardımcı olacak. 

Kiralama sonrası sigorta, bakım ve vergiler gibi maliyetleri takip ederken filo yönetimi desteğini de sağlayan Carbook Operasyonel Filo Kiralama, müşterilerine ilave zaman harcatmayarak yalnızca kendi işlerine odaklanmalarını sağlayacak. 

Kiralama için talep edilen araç sayısı fark etmeksizin tüm bu avantajları sadece belirlenen aylık bedel üzerinden müşterilerine sunacak Carbook Operasyonel Filo Kiralama, ayrıca kiralama sırasında finansal kredi seçeneği ve araçların ikinci el satışı sırasında doğabilecek riskler için güvence sunuyor. 

Carbook Operasyonel Filo Kiralama ile artık Nissan bayilerinin de müşterilerine uzun dönem kiralama hizmeti vereceklerini söyleyen Nissan Türkiye Genel Müdürü Sinan Özkök, birinci hedeflerinin müşterilerinin hayatlarını kolaylaştırmak olduğunu ifade etti. 

Doğru süreçte doğru iş ortağıyla çalışmak için uzun zamandır ince eleyip sık dokuduklarının altını çizen Özkök, “Operasyonel filo kiralama, Nissan Türkiye olarak geçtiğimiz yılın sonundan bu yana devam eden kararlı büyüme stratejimiz için önemli bir enstrüman niteliği taşıyor. 

Bir yandan Navara ve Pulsar gibi yeni ürünlerle pazar payımızı %3’ün üzerine taşırken, öte yandan Carbook tarzı yeni hizmetlerle pazardaki yükselişimizi destekliyoruz.” ifadelerini kullandı. 

 Özkök ayrıca “Nissan markasının yanına, kaliteli hizmet anlayışıyla sektörde fark yaratan LeasePlan’ın gücünü katarak, ülkenin dört bir yanındaki KOBİ ve kurumsal müşterilerimize ulaşıp, bu alandaki etkinliğimizi artırmayı istiyoruz.” diye ekledi. 

LeasePlan Türkiye Genel Müdürü Türkay Oktay ise Nissan Türkiye ile yaptıkları işbirliğinin hem potansiyel kiralama müşterileri hem de kendileri için çok önemli bir kilometre taşı olduğuna dikkat çekti. 

Türkay Oktay, “LeasePlan olarak marka işbirlikleri gibi yeniliklere yatırım yaparak, kullanıcıların mobilite gereksinimlerini karşılama hedefi doğrultusunda yeni bir güç birliğine imza atıyoruz. 

Bu konuda deneyimi en üst seviyede olan LeasePlan, globalde farklı markalarla bu tarz “özel” marka işbirliklerini uzun yıllardır yapıyor. Türkiye’de böylesi bir çalışmaya ilk olarak Nissan’la start verdiğimiz için ayrıca mutlu ve gururluyuz” dedi. 

Türkay Oktay, “Tüm dünyada operasyonel kiralama sektörünün lideri olan LeasePlan, dünyanın en büyük filo kiralama şirketi olarak beş kıtada ve 32 ülkede 1.55 milyon adedi aşkın büyüklükte dev bir araç filosunu yönetmeye devam ediyor. LeasePlan Türkiye olarak ise geçtiğimiz aylarda 22 bin araçlık bir filo büyüklüğüne ulaştık. 

Gerek sene sonu hedeflediğimiz pazar payımıza ulaşmamızda gerekse gelecek senelerde pazar payımızı daha da arttırma hedeflerimiz doğrultusunda Nissan markasıyla yaptığımız bu değerli işbirliğinin pozitif etkilerini rahatlıkla görebileceğiz” diyerek görüşlerini ifade etti

2015 te Mazda üretimine ara verdiği Rx serisini tekrar kullanıcılara sunacağını ilan ederek dikkatleri üzerine çekmişti. 
En son üretilen Rx-8 üzerinden zaman geçmiş ve otomotiv tutkunları bu serinin devamının gelmeyeceğini düşünürken Mazda, Rx Vision‘ı karşımıza çıkardı. 
 
Aracın tasarımı oldukça ilgi görmüş en iyi konsept otomobiller arasına girmeyi başarmıştı. Fuarın üstünde 1 yıl geçti ve artık elimizde Rx projesi ile ilgili önemli bilgiler var. 
Mazda, Rx-8’de ve öncesinde yine ikonik modellerinde kullandığı motor sistemi ile bu modelleri ayrı kılan ve kendi karakterlerini ortaya koyan bir çizgi yaratmıştı. Rx-8’in kaputunun altında 1,3 litre hacme sahip Wankel motoru görev yapıyor. 
 
Mazda, hacminin küçük olmasına karşın bu motordan 245 beygir gibi çok ciddi bir güç elde ediyor. Felix Wankel adını taşıyan bu motoru 1929 yılında tamamlayıp patentini almıştı. 2015 Tokyo’daki Vision konseptinin ardından RX-9 olarak adı geçen model ile ilgili ortaya bazı rakamlar atıldı. 
 
Yeni seride kullanılacak olan Wankel motorun hacminin 1,6 litre olacağı ve bu motorun turbo ile destekleneceği gelen bilgiler arasında. Yeni Mazda Rx-9 tüm bu komponentlerin bir araya gelmesi sonucunda 400 beygirlik bir güç değeri ile tüm ihtişamı ile karşımızda duracak. 
 
Ortaya çıkan görseldeki en büyük tasarım farklarından biri de aracın Rx-7 modelindeki gibi tek kapı ve 2 kişilik olması. Önemli gelişmelerden biri de aracın ağırlık değerleri kanadında. Yeni Rx-9 1270 kg ağırlığında. Şöyle de söyleyebiliriz önceki nese göre yeni Rx-9 60 kg daha hafif. 
 
Sektördeki en büyük amacın, araçlardaki ağırlıklardan olduğunca kurtulup güvenlikten ödün vermeden keyifli bir sürüş sağlamak olduğunu düşünürsek Mazda’nın bu anlamda ciddi bir ilerleme kaydettiğini görebiliriz. Aracın 2019 yılının sonuna doğru 80.000 dolar gibi bir fiyattan satışa sunulacağı da gelen haberler arasında. 
 
Henrik Wankel, bu motoru 1929 yılında tamamladığında, tasarladığı bu sistemin bu seviyelere kadar yükseldiğini görse eminiz ki çok daha mutlu olurdu.LOG

Goodyear’ın Volvo için özel olarak geliştirdiği “The Iron Knight” kamyon lastikleri, Volvo’ya iki kez dünya hız rekoru kırdırdı. 

Bu iki rekor, Goodyear kamyon lastiklerini dünyanın en hızlı kamyon lastikleri yaptı. 

Goodyear tarafından geliştirilen bu özel lastikler aralıksız devam eden işbirliğinin ve lider kamyon üreticisi Volvo Trucks ile kurulmuş olan güçlü orijinal ekipman ortaklığının bir sonucu olarak öne çıkıyor. 

Goodyer “The Iron Knight” lastikleri, 4.5 ton ağırlığında 2,400 beygir gücündeki Volvo kamyon ile başlangıç noktasından 1.000 metre mesafeyi 21.29 saniyede 169.09 km/saat (105 mph) ortalama hız ile aldı. Aynı lastik yine başlangıç noktasından 13.71 saniyede 131.29 km/saatte (81.6 mph) 500 metre mesafe rekoru kırdı. 

The Iron Knight'ın bu rekor esnasında 276 km/saat (171.5 mph) azami hıza erişti. Goodyear kamyon lastikleri ile kazanılan yeni dünya hız rekorları, Goodyear'ın taşımacılık endüstrisindeki teknoloji öncülüğünün de bir göstergesi niteliği taşıyor. 
Goodyear Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Ticari Lastik Teknolojileri Direktörü Laurent Colantonio, lastiklerin 4.5 tonluk kamyonun yaklaşık 280 km/saat hızla yolda sağladığı kusursuz performans sağlamasının gerçekten zorlayıcı olduğunu belirtti. 

Colantonio; “Lastikleri dünya hız rekorları kırmak üzere geliştirebilmek, istisnai lastikler üretmede ileri teknolojiden ve inovasyondan yararlanabilme yeteneğimizi kanıtlıyor. 

Bu durum, The Iron Knight lastiklerinin yanı sıra, müşterilerimize en üst seviyede performans sunan standart kamyon lastiklerimiz için de geçerli” dedi. 315/70R22.5 Goodyear The Iron Knight lastikleri, Federation Internationale de l’Automobile (FIA) Avrupa Kamyon Yarışı Şampiyona'sında da tüm kamyonlarda kullanılan Goodyear Kamyon Yarış lastiklerini baz alarak geliştirildiler. 

Özel olarak geliştirilmiş sırt bileşenleri ve sırt desenleri ile standart Goodyear kamyon lastik karkas teknolojisine göre üretilen ve dünya rekoru kıran lastiklerin yanağında ise özel Goodyear The Iron Knight logosu mevcuttur. Yayın aşamasında rekorlar, uluslararası motor sporları birliği FIA tarafından inceleniyor. Kırılan bu rekor ise İsveç'in halka kapalı pistlerinde gerçekleştirildi. 

“The Iron Knight” sürücüsü Boije Ovebrink, araba ve kamyon yarışlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip ve daha önce beş kez hız rekoruna sahip.. Volvo Trucks ve Goodyear işbirlikleri ile dünya hız rekoru konusunda köklü ve güçlü bir ortaklık geçmişine sahiptir.
Kia yeni Rio’yu Paris’te tanıtacak olsa da çizimlerini önceden yayınladı. Küçük sınıfta yer alan beş kapılı hatchback’in çizimlerde yer alan büyük jantlar elbette üretim versiyonunda bulunmayacak. 

Bu yeni tasarım dili Kia’nın Almanya ve California’daki tasarım stüdyolarında olduğu gibi Güney Kore’deki ana tasarım merkezi Namyang’da geliştirilmiş. 

Üstelik sadece dış tasarım değil, kabin konusunda da yeni Rio’nun ciddi bir atılım içinde olduğu söyleniyor. 


Rio, markanın global anlamda en iyi satan modeli olduğu için hayli önemli ve geçen yıl 473 bin adetlik satışa ulaştı. 

Kia, henüz modelle ilgili teknik bilgileri paylaşmıyor ama otomobilin aks aralığının güncel modele göre (2570 mm) uzatıldığını söylüyor. 

Bu da yeni Rio’da daha geniş bir kabin göreceğimiz anlamına geliyor, özellikle de arka tarafta. Otomobilin ayrıca sınıfının en kullanışlı modeli olması bekleniyor, yani yeni Rio’nun sınıf standartlarının üzerinde bir bagaj hacmi sunacağını bekleyebiliriz. 

Rio, 2017’de satışa sunulduğunda Android Auto ve Apple CarPlay gibi teknolojilere de sahip olacak. Otomobilin altyapısı kardeş marka Hyundai i20 modeliyle aynı, motor seçeneklerinde de aynı şey söz konusu. 

Üç silindirli, 1.0 litrelik turbo T-GDI motor, 100 ve 120 HP’lik versiyonlarla alınabilecek. 29 Eylül’de kapılarını açacak olan Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtılacak dördüncü jenerasyon Rio, yılın sonlarına doğru Avrupa pazarında satışta olacak.

Fransız üretici Citroen Yeni C3 modelinde ilk defa kullandığı multimedya teknolojileri ile öne çıkıyor. 

Yeni Connected Cam adı verilen bu teknoloji ile dikiz aynası arkasında yer alan kamera istenildiğinde 120 derecelik açı ile yüksek çözünürlükte yol fotoğrafı çekip aynı zamanda sosyal medya hesaplarında bu fotoğrafları paylaşabiliyor. 

 GPS özelliğine de sahip olan sistem ayrıca 20 saniyeye kadar video kaydı da yapabiliyor. 7 inçlik multimedya ekranı iOS ve Android altyapısına sahip olarak Apple Car Play ve Android Auto uygulamalarını da destekliyor. 
Airbump adı verilen küçük darbe koruyucuları ile tasarım olarak C4 Cactus modeline benzetilen Yeni Citroen C3 aynı zamanda diğer kardeş modeli DS3 modelinin çizgilerinden de bir hayli etkilenmiş. 9 farklı gövde rengi ile kombine edilebilen tavan renkleri aracın kişiselleştirilebilmesine olanak sağlıyor. 

Aynı renk kombinasyonunu aracın iç mekanına da yansıtmak mümkün olacak. Şerit Takip Sistemi, Kör Nokta Uyarı Sistemi ve Yorgunluk Tespit Sistemi gibi yeni nesil güvenlik donanımlarının da bulunacağı açıklanan Yeni Citroen C3 300 litrelik bir bagaj hacmine sahip olacak. 

Markanın yeni nesil 3 silindirli benzinli ve BlueHDi teknolojisine sahip dizel motorları ile satışa sunulacak olan Yeni C3 aynı zamanda tüm motor seçeneklerinde de tam otomatik şanzıman sistemi ile birlikte satın alınabilecek.Arabalar

2016 Türkiye Rallikros Şampiyonası’nın ikinci yarışı, 28 Ağustos Pazar günü Ankara Güdül’de yeni inşa edilen Hitit Ayaş rallikros parkurunda gerçekleştirilecek. 

2016 Türkiye Rallikros Şampiyonası ikinci yarışı 28 Ağustos Pazar günü, Ankara Otomobil Sporları Kulübü (ANOK) tarafından Hitit Ayaş Termal Sağlık Merkezi ve Tatil Köyü‘nde yeni inşa edilen rallikros parkurunda çoklu çıkış formatında gerçekleştirilecek. 
Otomobillerin teknik özelliklerine göre 3 ayrı kategoride mücadele edeceği organizasyon, 11:30-12:30 saatleri arasında serbest antrenmanlar ile başlayacak, 12:30-13:30 arasındaki resmi antrenman ve sıralama turları ile devam edecek. 

13:30-14:30 saatleri arasında koşulacak olan ısınma turlarının ardından, 14:30’da yarı final 15:30’da final turları ile sona erecek yarışta dereceye giren sporcular saat 17:00’de ödül töreni ile kupalarına kavuşacaklar.

Yeni Tesla Model S P100D ‘Ludicrous’ moduyla birlikte dört kapılı sedanı sadece 2.5 saniyede 100 km/s hıza çıkartıyor. 

Sadce bazı hiperspor otomobillerin bu değeri geride bırakacabileceğini hatırlatmakta yarar var. 

Yine de Tesla, LaFerrari tarzındaki bu tip otomobillerin son derece nadir bulunduğunu, Model S’inse oldukça rahat bir şekilde, her yerde bulunabildiğini ve satın alınabildiğini söylüyor. 

Tesla’nın yeni 100 kWh bataryası sadece çift motorla, dört tekerlekten çekiş sistemi ve Ludicrous moduyla alınabiliyor. 
Üstelik bu, 90 kWh bataryaya yapılan bir yazılım güncellemesinden ibaret değil, tamamen yeni bir ünite. Dünyadaki bir çok otomobili geride bırakan hızlanmasının yanı sıra bu batarya otomobile, EPA standartlarına göre 507, Avrupa standartlarına göre 613 kilometre menzil sağlıyor. 

Yeni logoların dışında P100D diğer Model S’lere göre aynı görünüyor. Yüksek kapasiteli bu batarya Model X’te de kullanılıyor. 

Model X, 100 kWh batarya ile EPA’ya göre 465, NEDC’ye göre 542 km menzil sunuyor. P100D’nin ABD satış fiyatı 134 bin 500 USD’yken, Model S’de bu fiyat 135 bin 500 USD olarak görülüyor. Siparişler şimdiden verilebilirken teslimatlar eylül ayında başlayacak. 

Üstelik şu anda bir P90D kullanıyorsanız 20 bin USD karşılığında 100 kWh bataryaya sahip olabiliyorsunuz. Bu ücret aracın içindeki bataryanın değiştirilip, geri dönüştürülmesi için gerekiyor.Automagg

Europcar ve İş Bankası’nın işbirliği ile hazırlanan kampanyada İşCep kullanan 3 milyonu aşkın İş Bankası müşterisi, 5 Eylül 2016 tarihine kadar yüzde 50'ye varan indirimlerle otomobil kiralayabilecek. 

Kampanyaya katılmak isteyen İş Bankası müşterileri, İşCep’e müşteri numarası ya da TCKN ve müşteri şifresi ile giriş yaptıktan sonra ana ekranda yer alan hediye paketi ikonu şeklindeki "Bana Özel" menüsünden aldıkları referans numarasını www.europcar.com.tr adresinde kullanarak indirimli kiralama hakkı elde edebilecekler. 

 İşCep'ten alınan indirim kodu 1-2 günlük kiralamalar ile 3 gün ve üzeri kiralamalarda farklı indirimler sunuyor. 1-2 günlük kiralama yapan İşCepliler liste fiyatı üzerinden yüzde 40 indirimden faydalanabiliyor, 3 gün ve üzeri araç kiralamalarda ise liste fiyatları üzerinden yüzde 50 indirim avantajı yakalıyor. 

Kampanya ile ilgili detaylı bilgiye Europcar ve İş Bankası internet sitelerinden ulaşabilirsiniz.  

BİRÇOK OTOMOBİL SEÇENEĞİ MEVCUT! 
Kampanyaya dahil olmak isteyen katılımcılar, Renault Clio markalı dizel otomobili 1-2 günlük kiralama için 82 liraya, 3 gün ve üzeri günler için ise 69 liraya kiralayabilecek. Kampanya dahilinde Fiat Linea, Renault Fluence, Renault Clio, Fiat Egea, Ford Focus ve muadili araçlar tercih edilebilecek.  

Europcar Hakkında:  
1949’da Paris’te kurulan Europcar International, bugün dünyanın 170 ülkesinde, yaklaşık 13.000 ofis ve 1.2 milyondan fazla araçtan oluşan ağıyla, dünyanın en büyük otomobil kiralama firmalarından biridir. 

Filosunu müşteri odaklı geliştiren Europcar, sürekli yenilenen araçları ve dizel seçenekleriyle müşterisine en iyi hizmeti vermeyi hedeflemektedir. Filosunda bulunan geniş araç seçenekleri ekonomik grup araçlardan, minibüslere kadar çeşitlilik göstermekte ve her türlü otomobil ihtiyacına cevap verebilmektedir.

Euro 6 Şampiyonu Scania, araçlarında yüzde 0 faizli kredi kampanyası sunuyor. 

Scania Finans ile gerçekleştirilen kampanya kapsamında Scania müşterileri, Euro 6 araçlara 12-48 ay vadelerde yüzde 0’dan başlayan faiz fırsatlarıyla sahip olabilecekler.  

Euro 6 araçlarda Filo Yönetim Sistemi hediye 
Scania’nın birbirinden cazip kampanyaları bunlarla sınırlı kalmıyor. Euro 6 normlarına sahip yeni Scania araç satın alan herkese 1 yıllık “Filo Yönetim Paketi” hediye olarak veriliyor. 

Aynı şekilde, en az 200 bin km’lik Bakım Anlaşması satın alan Scania müşterilerine ilk 100 bin km’lik Bakım Anlaşması ücretsiz olarak verilecek. 
Scania, 320 ve 360 beygir gücündeki 9 litrelik, 410 ve 450 beygir gücüne sahip 13 litrelik Euro 6 motorlarında sadece seçici katalitik dönüştürücü (SCR) sistemini kullanıyor. 

Scania, sahip olduğu yüzde 100 SCR ile bir önceki versiyon motorlara kıyasla yüzde 3’e varan yakıt tasarrufu sunuyor. Scania, 2016 model Euro 6’ları test sürüşleri ile kanıtlanmış sorunsuz çalışan sürüş teknolojilerine sahip. 

Şerit takip sistemi (LDW), gelişmiş acil durum frenleme sistemi (AEB), hız sabitleme sistemi (ACC) ve filo yönetim sistemi teknolojileri gibi daha birçok yeni teknolojiyi Euro 6’larında müşterilerine sunuyor Türkiye genelinde yaygın Scania Yetkili Satıcılarda geçerli olacak kampanya, 30 Eylül 2016 tarihine kadar sürecek.

Sürdürülebilir bir dünya için emek veren 23 Hollandalı öğrenci altlarında elektrikli motosiklet STORM Wave ile 14 Ağustos’ta dünyayı turlamaya başladılar. 
 
Tur, 80 gün sürecek. Elektrikli motosikletle dünyaya ilham vermek istiyorlar. Hollanda Innovation Network İstanbul’un desteğiyle 20 Ağustos’taki durakları ise İstanbul’du! 

 Elektriksiz bir dünya düşünülemez… Sadece bugün için değil, dünyanın sürdürülebilir bir geleceğe ulaşabilmesi için de elektrik hayati bir önem taşıyor. 

Eindhoven Teknoloji Üniversitesi’nden 23 Hollandalı öğrenci de böyle bir inanca sahip. Geleceğe sahip çıkan 23 öğrencinin imzasının bulunduğu STORM Wave de bu anlayışın yansıması. STORM Wave, elektrikle çalışan bir motosiklet. Elektrikli otomotivden sonra, dünyaya kazandırılan en önemli ulaşım değerlerinden birisi. Dünya onu yeni yeni tanıyor.  

80 günde 26 bin kilometre 
23 öğrenci, dünyayı bu motosikletle dolaşarak tanıtacak. Tur 14 Ağustos’ta Eindhoven’dan başladı. İlk durak Münih’ti. 20 Ağustos’ta ise İstanbul’da oldular. 

Tahran, Şangay, Seattle, New York, Paris gibi önemli şehirlerde tur takviminde yer alıyor. Öğrenciler 80 günde 26 bin kilometre yol yapacaklar ve her bir şehre “fırtına”yı tanıtacaklar. 
2014’ten beri yürütülen ARGE çalışmaları boyunca gerekli yerlere şarj istasyonları da kuran ekip, 380 kilometrede bir motosikletin şarj olmasını sağlayacak. Her ülkede STORM Wave’in faydaları anlatılacak ve sergilenecek.  

400 kilometre aralıksız sürüş 
STORM Wave, 400 kilometre aralıksız sürüş yapabilen bir motosiklet. 100 kilometre hıza 5 saniyede ulaşıyor. 24 tane değiştirilebilir şarj kartuşuna sahip. 

Ayrıca 3G internet de mevcut STORM Wave’de. 23 öğrenci, STORM Wave’in bu özellikleriyle dünyayı gezerken, büyük etkinliklere katılacaklar, medyayla buluşacaklar. 

21 üniversitede seminer verecek olan grup, şirketleri ziyaret edecek. Sadece bununla da yetinmeyecekler… Bilinmeyen kültürlerle STORM Wave’i tanıştıracaklar. Unutulmaz hikâyeler ve anılar biriktirecek, dünyaya ilham verecekler. 

Hollanda Ekonomik İlişkiler Bakanlığı bünyesinde bulunan Hollanda Innovation Network İstanbul’un öncülüğünde Türkiye’ye gelen STORM ekibi, Türkiye - Hollanda arasındaki işbirliğini daha da güçlendirecek.

SEAT sevilen modelleri Ibiza ve Leon’da yaz sonuna özel fiyat avantajları sunuyor. 

31 Ağustos’a kadar devam edecek kampanyada, SEAT Leon’un Style donanıma sahip 1.2 TSI 110 HP versiyonu 58 bin 700 TL’den, Ibiza model ailesinin Reference donanım seviyesindeki 1.0 75 HP seçeneği 38 bin 900 TL tavsiye edilen anahtar teslim fiyatla alınabiliyor. 

SEAT’ın yaz sonuna özel avantajlı fiyat uygulamasıyla, Ibiza ve Leon modeller uygun koşullarda sunuluyor. 

Sınıfının en çok tercih edilen modellerinden Leon’da cazip avantajlar 
SEAT’ın başarılı model ailelerinden olan, çekici tasarımı, geniş motor seçenekleri ve yenilikçi teknolojisiyle öne çıkan Leon modelleri avantajlı fiyatlarla alınabiliyor. 
SEAT Leon’un Style donanıma sahip 1.2 TSI 110 HP versiyonu, 58 bin 700 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarla sunulurken; 1.6 TDI 110 HP motor seçeneğine de, 69 bin 900 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarla sahip olunabiliyor. 

Ailenin verimli ve performanslı üyelerinden olan Aktif Silindir Teknolojisi’ne sahip 150 HP gücünde Leon 1.4 EcoTSI FR ACT DSG de 79 bin 500 TL başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarla sunuluyor. 

Hem manuel, hem de DSG şanzımanla alınabilen seçenekleriyle düşük yakıt tüketimi ve sıra dışı çekiş gücü sağlayan Leon modelleri, çekici tasarımı, geniş motor seçenekleri, yenilikçi teknolojisi ve gelişmiş bilgi-eğlence sistemleriyle öne çıkıyor.  

Alırken de kullanırken de avantajlı: SEAT Ibiza 
SEAT’ın avantajlı fiyatlarla sunduğu bir diğer modeli ise Ibiza. Genç, dinamik tasarımı, verimli motor seçenekleri ve geliştirilmiş konfor öğeleriyle donatılan; alırken de kullanırken de ekonomisiyle fark yaratan Ibiza’nın Reference donanım seviyesindeki 1.0 75 HP versiyonu 38 bin 900 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarla sunuluyor. 

Ailenin bir başka verimli versiyonu; üç silindirli motor, 110 HP güç ve 200 Nm’lik tork değeriyle performansından ödün vermeden ekonomik bir sürüşü de garanti eden, Style donanım seviyesinde sunulan 5 kapı Ibiza 1.0 lt EcoTSI DSG kampanya süresince, 53 bin 900 TL tavsiye edilen anahtar teslim fiyatla alınabiliyor. 

Model, Start & Stop özelliği ile olağanüstü bir verimlilik sağlarken, 100 km’de ortalama 4,4 lt’lik yakıt tüketimi ve km’de 102 gr’lık CO2 salınımı değeriyle dikkat çekiyor.